12 Aralık 2017 Salı
Anasayfa > GÜNDEM > Tunç: "Türkiye'ye karşı siyasi bir komplo"

Tunç: "Türkiye'ye karşı siyasi bir komplo"

02.12.2017 10:23:24 12 14 16 18 yazdır
AK Parti Bartın milletvekili Yılmaz Tunç, ABD'de tutuklu bulunan Rıza Sarraf'ın tanık sıfatıyla ifade verdiği davanın Türkiye'ye karşı siyasi bir komplo niteliğinde olduğunu savundu.
Tunç:


 

TOLGA AKINER

Sözkonusu davayı tiyatro olarak nitelendiren Tunç, bu tiyatronun senaristinin de oyuncularının da çok iyi bilindiğini söyledi. ABD'deki dava için "17-25 Aralık yargı kumpasının ABD ayağı sürüyor" ifadesini kullanan Tunç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ailesini karalamaya, onların itibarlarını zedelemeye yönelik olduğunu savunduğu davadaki deliller için de kağıt parçası ifadesini kullandı. Tunç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, sözkonusu kağıt parçalarını üzerinden oradaki davanın sözcülüğüne savunduğunu ancak gerçek dışı bu iddiaların hesabının yargıda sorulacağını söyledi.

 

a Haber canlı yayınına katıldı

 

Milletvekili Tunç, a Haber'de canlı yayınlanan "Kadraj" isimli haber aktüel programına konuk oldu. Program sunucusu Zeynep Bayramoğlu'nun sorularını yanıtlayan ve gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunan AK Parti Bartın Milletvekili Tunç, Rıza Sarraf'ın ABD'de devam eden davadaki ifadelerini, sözkonusu davaya konu olan delilleri ve yargılamayı yapan savcı ve hakimin FETÖ bağlantılarının yanı sıra Ana Muhalefet Partisi Cumhuriyet Halk Partisi'nin davaya bakış açısı ve takındığı tutumu eleştirel bir dille anlattı.

 

"Siyasi bir komplo"

 

ABD'deki davada sunulan kanıtlardan en önemlisinin, Rıza Sarraf'ın beyanları olduğunu belirten Tunç, Sarraf'ın hapiste kalmamak, kendisini kurtarmak için ifadesini değiştirdiğini belirtti ve "Böyle bir kişinin beyanlarına ne kadar itibar edilebilir? Bir kere bu sadece hukuki bir şey değil, hayatın normal akışına da ters olan bir durum. Yani kendisi, 'Hapiste kalmamak için ben ifademi değiştirdim' diyorsa ve bu ifade üzerinden de dava yürütülüyorsa bu davada bir hukuk sözkonusu değildir" dedi. Milletvekili Yılmaz Tunç asıl üzücü olanın, 17-25 Aralık yargı darbesinde kullanılan kağıt parçalarının, hukuka aykırı delillerin ve montaj kayıtların fotokopilerinin ABD'deki bir davada konu edilmesi olduğunu vurgularken şunları söyledi:

"Bu da, tabi tamamen hukuki olmayan bir durum, Türkiye'ye karşı siyasi bir komplo. Burada tabiki, ABD yargısı böyle bir tutum içerisinde diyelim, yargıdaki bazı savcı ve hakimler, bu davayı yürütenler? Ancak bu davanın Türkiye'de sözcülüğünü yapan, gerek medya aracılığıyla bazı basın kuruluşları, siyasi boyutuyla da Cumhuriyet Halk Partisi sözcülüğünü yapmaktadır.

 

"Cumhurbaşkanı ve ailesini karalamaya yönelik?"

 

Nasıl 17-25 Aralık'ta sözcülüğünü yapmışsa o gün de Amerika'da devam eden bu sözde kayıtların ve davanın sözcülüğüne soyunmuştur. Orada dav devam ederken bu sefer Cumhurbaşkanımıza ve yakınlarına yönelik iftiralarda bulunmuştur. Belge diye ortaya koyduğu, elinde gösterdiği kağıt parçalarını henüz daha basına verememiştir. Kendi milletvekilleri bile görememiştir. İçeriği belli olmayan, sadece uzaktan gösterdiği müsvedde kağıtlarla maalesef Cumhurbaşkanımızı, yakınlarını karalamaya yönelik, itibarlarını zedelemeye yönelik çalışmalar yürütmektedir.

 

"Bir tiyatro sergileniyor"

 

Tabi ki bunun hukukta hesabı sorulacaktır. Türkiye düşmanı odaklarla işbirliği yapmanın mutlaka cezası vardır. Bununla ilgili gerek ismi geçen şahıslar, gerekse Sayın Cumhurbaşkanımız, avukatları aracılığıyla gerekli açıklamaları yaptılar. Hem tazminat davaları, hem de ceza soruşturmasının başlatılmasına yönelik girişimler vardır. Bir tiyatro sergileniyor Amerika Birleşik Devletleri'nde. Bu tiyatronun senaristini de oyuncularını da milletimiz artık çok iyi bilmektedir.

 

"Türkiye'yi köşeye sıkıştırmaya yönelik bir dava"

 

Cumhuriyet Halk Partisi'nin Meclis'teki tutumu, her zamanki tutum? Sözcüleri maalesef kendi Grup toplantısında, o salladığı kağıt parçalarını savunmaya kalkıştılar. Bizim Grup Başkanvekillerimiz de gerekli cevapları verdiler. Daha önce de zaten bu cevapların benzerleri verilmişti. Tabi özellikle 17-25 Aralık yargı darbesinin devamı ile alakalı bir durum sözkonusu. Amerika'da devam eden bir dava, ki aslında buna bir dava da diyemeyiz, kendilerince Türkiye'yi köşeye sıkıştırmaya yönelik bir adım olarak görüyoruz bu davayı.

 

"Herşey yolunda giderken?"

 

17-25 Aralık Soruşturma Komisyonu'nun 2013 yılında Meclis'te Başkanvekili olarak görev yapmıştım. Tabi 17-25 Aralık'a gelmeden öncede Türkiye'nin o dönemini hatırlayacak olursak, özellikle MİT Müsteşarı'nın tutuklanmaya kalkışılması, Bakandan izin alınmadan ifadeye çağırılması aslında yargı eli ile darbenin ipuçlarını veriyordu. Bu anlamda da Meclis devreye girerek kanun değişikliği ile belirsizliği ortadan kaldıracak 2012 değişikliği ile bunu önlemiştik. Daha sonra bununla başarılı olamayan FETÖ, ardından Gezi Olayları'nı başlatmıştı. Gezi olaylarının başladığı Mayıs 2013'ü hatırlayacak olursak, o dönemde Türkiye'nin özellikle enerjide bağımsızlığını ilan ettiği, iki nükleer santral ihalesi yaptığı ve IMF ile defterini kapatıp ekonomide bağımsızlığını ilan ettiği, dünya çapında projelere adım attığı, Türkiye tarihinde faizlerin en düşük seviyeye indiği bir anda, parlak bir dönemde Taksim'de iki ağaç bahane edilerek ve Gezi olayları başlatılarak bütün Türkiye adeta ateşe verilmek istendi. Tabi Gezi olaylarında başaramadıklarını 17-25 darbe girişimiyle, hukuk kullanılarak siyasete müdahale, siyasi iktidarı indirme girişiminde bulundular.

 

"Daha önce de elinde belge sallamıştı"

 

17-25 Aralık iddiaları ortaya atıldığında aynı şekilde bugün Kılıçdaroğlu'nun yaptıklarına baktığımız zaman o gün de aynı hareketleri yapmıştı. Dosyalar verilmişti eline, o dosyaları Grup toplantısında sallamıştı. İşte burada elimde deliller demişti. Araştırma önergeleri verdiler. Yine bu dönem verdikleri gibi o dönemde de araştırma önergeleri vermişlerdi. Ama daha sonra AK Partili 77 milletvekili bir soruşturma önergesi verdi. Bu konular araştırılsın, madem bunları Türkiye'nin gündeminde konuşuyorsunuz soruşturalım dedik ve Soruşturma Komisyonu Meclis'te kuruldu. Bu komisyon 4 aylık bir çalışma yaptı. Orada da bütün partilerden milletvekilleri var. Cumhuriyet Halk Partisi'nden savcı kökenli tek üye vardı. O dönem İstanbul Milletvekili olan Sayın Ercan Cengiz vardı. Çalışmalarımız devam ediyor tabi. Soruşturma tutanakları 10 yıl boyunca gizli açıklanamıyor."

 

Bayramoğlu, benzer delilleri sordu

 

Programın moderatörü Zeynep Bayramoğlu'nun, TBMM'deki Soruşturma Komisyonu'nun bulduğu belgeler ile Amerika'da devam eden davada konu edilen belgeler arasındaki paralellikleri ve benzerlikleri sorması üzerine ise Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"17-25 Aralık dosyalarına baktığımız zaman tamamen hukuka aykırı deliller, montaj kayıtlar? Bunlar hepsi TÜBİTAK raporları ile de sabit. Ses kayıtları heceler kesilerek oluşturulmuş kayıtlar. Bunların hepsi tespit edildi. Soruşturma devam ederken İstanbul Cumhuriyet Savcılığı bu konuda bir soruşturma yaptı ve neticelendirdi. Ardından İstanbul 6. Sulh Ceza Mahkemesi yine aynı konularda bir karar verdi. Yani Türk yargısı bu konularda bir karar verdi. Aynı zamanda yasama organı olarak TBMM'de bu delillerin hukuka aykırı olduğu, montaj kayıtların hükme esas alınamayacağı gibi gerekçelerle biz red kararı verdik. Tabi üzerinden 5 yıl geçtiği için CHP'nin savcı kökenli üyesi İstanbul Milletvekili Ercan Cengiz idi. Toplantı sırasında bir tartışma oldu. O da gördü, bir CHP'li milletvekili olarak delillerin hukuka aykırı olduğunu, montaj kayıtların, yasadışı dinlemelerin tüm bunlarla oluşturulmuş dosyalarla bir karar verilmemesi gerektiğini söylediğinde CHP'li üyeler ona itiraz ettiler. 'Biz parti olarak böyle düşünüyoruz. Siz bizim partimizin üyesi olarak bunu bu şekilde söyleyemezsiniz' dediler. Sayın Cengiz dedi ki, 'Ben savcıyım, hukuki düşünüyorum. Ama siz hukuki değil, siyasi düşünüyorsunuz. Bu ise hukuki bir iştir, yargısal bir iştir". Ardından da toplantıyı terk etti. Anadolu Ajansı'na verdiği demeçte de 'Arkadaşlarımla farklı düşünüyoruz' dedi ve Komisyondan istifa etmişti. Tabi CHP'li bir komisyon üyesinin bunu söylemesi çok önemli. Tarafsız bir bakış açısı olarak Ercan Cengiz o gün ortaya çıkmıştı. Ama arkadaşları tarafından eleştirilmişti.

 

"Savcı ve Hakim FETÖ bağlantılı"

 

Türkiye'de hukuka aykırı deliller tespit edilmiş. Yasa dışı deliller, montaj kayıtlar? Şimdi siz bu montaj kayıtları FETÖ aracılığıyla Amerika Birleşik Devletleri'nde bir davaya konu ediyorsanız bu hukuki bir dava değildir. Bu tamamen siyasi bir davadır. Yani Amerika'da görülen dava bundan 5 yıl önceki 17-25 Aralık yargı darbe girişimi davası dosyasının devamıdır, hatta fotokopisidir. Yani hukuka aykırı delillerin fotokopisidir. Tamamen aslında hukuki bir değeri olmayan davadır. Orada savcının ve hakimin FETÖ ile irtibatı ortaya çıkmıştır. Savcı Barara'nın sosyal medyadan FETÖ'yü öven sözlerini hepimiz hatırlıyoruz. Yine soruşturmada Bilirkişi olarak tayip edilen şahısların, 'Türkiye terörü destekliyor' şeklinde bir algı yönetimi içerisinde olduğunu ve İsrail yanlısı FDD'nin yöneticileri olduğunu biliyoruz. Aynı zamanda davaya bakan Hakim Richard Berman'ın 2014'te İstanbul'a geldiğini ve İstanbul'da FETÖ'nün organize ettiği 'Hukuk ve Adalet' konulu bir sempozyumda konuşmacı olduğunu biliyoruz." 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri