Ecen Sigorta
27 Mayıs 2018 Pazar
Anasayfa > Yazarlar > S. Tolga AKINER > Özür dilersin ama...
S. Tolga AKINER

Özür dilersin ama...

02.05.2017 09:14 12 14 16 18 yazdır
Yazar : S. Tolga AKINER


Geçtiğimiz günlerde, bir aile dostumuzu kaybettik. Acısı çok taze hala...

Gencecik yaşta, ortada hiçbir belirti yokken, yakaladı onu illet bir hastalık. Bir aydan kısa bir süre zarfında hem kendisi hem de onu çok seven eşi başta olmak üzere tüm yakınları çok büyük üzüntüler yaşadılar. Rahatsızlığının detayına ya da kim olduğuna girmek istemiyorum. Çünkü aynı şeyler hepimizin başına gelebilir, hepimizin vadesi dolabilir, hiç beklemediğimiz bir anda.

Neticede arkadaşımızı büyük bir şaşkınlık ve üzüntü içinde son yolculuğuna uğurladık. Ama bu beklenmedik ölüm benim çok büyük bir muhakeme yapmama neden oldu. Düşündüm, üç günlük fani dünyada, şimdiye kadar üzdüğüm insanları, yakınlarımı, sevdiklerimi... "Değer mi hiç..." diye sorguladım. Utandım...

Bir gün hepimiz göçüp gideceğiz bu diyardan. Peki ama hayattayken yaşattıklarımız nasıl anılacak bizden sonra? Formel olarak Hoca sorduğu için "İyi bilirdik" değil, yürekten ve inanarak "İyi bilirdik" dedirtebilecek miyiz acaba cemaate? İnşallah diyelim...

Gelelim benim çıkarımıma...

Bunu en iyi anlatma yönteminin bir öykü olduğunu düşündüm. İnşallah sizler de beğenir ve kendinizce bir şeyler alabilirsiniz bundan.

"Bir baba, çocuğunun yaşadığı öfke patlamalarından ve sonrasında yaptığı davranış ve söylediği sözlerden büyük üzüntü duymaktadır.

Bunu çocuğuyla konuşmak ister ama nasıl yapacağını bilemez.

Bir gün aklına bir fikir gelir.

Çocuğuna bir torba çivi, bir çekiç ve bir de tahta parçası verir.

Ve ona, her öfkelendiğinde tahtaya bir çivi çakmasını söyler.

Birinci gün çocuk tahtaya tam 37 çivi çakar...

İkinci gün 28, üçüncü gün 23, dördüncü gün...

Bu böyle gider.

Çocuk her gün bir öncekinden daha az çiviyi çakmaktadır tahtaya.

Çünkü zaman içerisinde kendisini kontrol etmeyi öğrenmiştir çocuk bu sayede.

Doğal olarak bu kendisinde de bir mutluluk yaratmaktadır çocuğun.

Aradan biraz daha zaman geçer ve torbadaki tüm çiviler biter.

Artık çakacak çivi kalmamıştır.

Zaten çocuk da artık iyiden iyiye kendini kontrol edebilmekte, önceden olduğu gibi öfkelenmemektedir.

Çocuk doğru babasının yanına gider ve "Baba tüm çiviler bitti" der.

Bunun üzerine babası da çocuğuna, kendini kontrol ettiği ve sinirlenmediği her gün bir çiviyi tahtadan sökmesini söyler.

Çocuk ilk başta anlam veremez babasının bu isteğine. Ama dediği gibi yapar.

Sinirlenmediği her gün bir çiviyi söker tahtadan.

Günler böyle gelip geçer.

Ta ki, tahtada hiç çivi kalmayana kadar...

Son çivi de sökülünce babası çocuğu tahtanın yanına götürür ve şunları söyler:

"Şimdi senden, tahtanın üzerindeki tüm deliklere iyice bakmanı istiyorum.

Delikleri görüyorsun değil mi? İşte sen her sinirlendiğinde karşındakilerde böyle yaralar oluşur. Sinirlendiğinde çaktığı o çivileri tek tek özür dileyerek söksen de o yara izleri her zaman orada kalacaktır. Tıpkı bu çivi delikleri gibi..."

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.