22 Şubat 2018 Perşembe
Anasayfa > Yazarlar > Nihat YASA > GERDOSLU BİR ÂYAN-1 (Hasan Çelebizade Halil Ağa)
Nihat YASA

GERDOSLU BİR ÂYAN-1 (Hasan Çelebizade Halil Ağa)

17.10.2017 09:52 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Nihat YASA

Osmanlı Devleti'nde âyân, herhangi bir şehrin ve yörenin  ileri gelenleri manasında kullanılmıştır.  Fakat bu kelimenin belli kavramı ifade eden idari bir  mahiyeti alması XVIII. yüzyılın ikinci yarısında olmuştur. Bununla birlikte pek çok bölgede  âyân devlet ile halk arasında asker sağlanması, vergi dağıtımı ve toplanması, zahire ve hayvan temini konularında aracı olan yörenin ileri gelenlerinden olup; genelde zengin ve yerli hanedana mensup kişilerden oluşurdu. Osmanlı devlet yönetimi de yerel güçlü  ailelerden olabildiğince en iyi biçimde yararlanmasını da bilmiştir. XVII. yüzyıldan itibaren Anadolu'daki karışıklıklar, mütegallibelik hareketler, leventlik, aşiretler, raiyyet arasında görülen yer değiştirmeler, devlet memurlarının yolsuzlukları, Anadolu'da miri toprak sisteminde meydana gelen değişiklikler ve bütün bunlara ilaveten mali sıkıntılar, âyânlığın ortaya çıkıp gelişmesinde başlıca faktörleri oluşturmuştur.




Bolu ve Viranşehir Sancağında Samakov Alaplı'da Pehlivanoğlu Ahmet, Benderkili diğer adıyla Ereğli'de Ali Molla, Dirgine'de Küçük Haliloğlu Halil, Bartın'da Çalıkzade Hasan,yine Bartın'da Çavuşzade  Mehmet, Perşembe'de Kadıoğlu, Eflani'de Tölemenoğlu, Düzce ayanı Hacı İbrahimoğlu Seyid Ahmet, yine Düzce ayanlarından Zeynel Abidin, Akçaşehir ayanı Sarhoş Osman'ın, Kızılbel ayanı Kahveci zade Mehmet, Ulak ayanı Hacı Mehmet Ağa ayan olarak bulunduğu yıllarda,Viranşehir sancağı'nda da Tekkeönülü Haydutoğlu Mehmet Bey'de mütesellim bulunuyordu.Kastamonu Sancağında Dede Mustafa Ağa, Memiş Ağa,Hacı Mesud Ağa, Hüseyin Ağa,Mustafa Reşit Efendi, Şerif Mustafa Ağa, Seyyid Ahmed Efendi,Yazıcı Ahmed Efendi, Eli Güzel oğlu Mehmet Ağa, Süleyman Ağa, Osman Ağa, Altı Kulaçzade Mehmed Ağa, Kavizade Ali Ağa,mütesellim Altıkulaçzade Hacı Hüseyin, Beşezade Hacı Ali Ağa, Gabarizade Mustafa Ağa, El-hac Tuzcuoğlu Mustafa Ağa,İnallızade Hasan Beğ, Çelebi Ali Ağa, Gürenli ve Gideroslu olarak bilinen Hasan Çelebizade Halil Ağa gibi  aileler ön plana çıkmışlar ve bu ailelerin bazı bireyleri yüzyılın sonuna kadar değişik zamanlarda âyan olabilmek için mücadele de etmişlerdir. Bu kişilerin, âyan olabilmek için verdikleri mücadelelerde ve âyanlık süreçlerinde, devlete ve topluma faydalı hizmetleri olduğu kadar güç ve servet kazanmak adına halka karşı zorbalıkları ve pek çok kanunsuz işleri de olmuştur.




Arşiv belgelerini incelediğimizde bir âyân olan Hasan Çelebizade Halil Ağa'nın Kastamonu mütesellimi olarak görev yaptığını da  görmekteyiz. Hasan Çelebizade Halil Ağa; günümüz Cide'sinin Güren bölgesindendir. H-1181 (M-1766) yılında Güren-Akça köyde doğmuştur. Babası Mehmet Ali Ağadır. Oğulları: Hasan, Hüseyin ve Ahmed'dir. Mezarı, Güren-Akça Köyü'ndedir. H-1255(M-1840) yılında da vefat etmiştir.

 

Hasan  Çelebi Zade Halil Ağa  Gedizli mi?

 

Cide Çevre Koruma Derneği'nin (CİÇEK-DER) "Aigialos" adlı derginin ilk sayısının 9. sayfasında "Kastamonu Livası Mütesellimi, Kaza-i Cide Ayanı ve Müceddeden Sefayin-i Donanmayı Hümayun İnşasına Memur Dergâh-ı An Kapucu Başlarından Hasan Çelebizâde El Hac Seyyid Halil Ağa" başlıklı İbrahim Dinek imzalı bir yazıda  "19. yüzyılda Cide tarihi açısından iz bırakan önemli şahsiyetler ve bunların ailelerinden en önemlisi Hasan Çelebizade ailesidir ve bu ailenin ileri geleni Halil Ağa'dır. Cide tarihinin seçkin şahsiyetlerinden biri olan Hasan Çelebizade Halil Ağa, aslen Kütahya'nın Gediz ilçesindendir." ifadeleri yer almaktaydı. Aynı yazıda adı geçen yazar tarafından   bir yeniçeri ve kökeninin asker olduğu, Hasan Çelebizade Halil Ağa'nın  Cide'nin ilk resmi ayanı (!) olduğu da ifade edilmiştir. Yani yazara göre de aslen Kütahya Gedizli...




Osmanlı arşiv (BOA) kayıtlarının ana başlıklarında Hasan Çelebizade Halil Ağa'nın Gedüzlü olarak yazılması; Cide kaynaklı bazı çalışmalarda Hasan Çelebizade Halil Ağa'nın Kütahya'nın Gediz ilçesindendir diye değerlendirildiğini  görmekteyiz. Oysa Gedüz olarak değerlendirilen yerleşim yeri, bir dönem kaza olan bugünün Gideros'udur. Gideros arşiv kayıtlarında; 14-06-1775 tarihli bir belgede "Tersaneye nakli muktezi seren ve sütun kerestelerinin sallardan mada Bartın, Tekeönü, Amasra ve Gedus kayıklarının ardına bağlanarak usul-i kadim üzere süratle tersaneye teslimine kayıkcılar muhalefet ettiklerinden emre ittibaiyle nakil eylemeleri lüzumu." denilmektedir. 18 Mart 1806 tarihli bir belgede "Yerine tayin olunan silahşoran-ı hassadan Gedüslü Hasan Çelebizade Halil Ağa'ya sancak bakayasını devrettiğini mübeyyin Kastamonu mütesellim-i sabıkı Kapıcıbaşı Mehmed mührüyle yazılan ariza." denilerek Hasan Çelebizade Halil Ağa'nın Kastamonu mütesellimliğine görevlendirildiğini görüyoruz. Dikkat ederseniz bu belgenin ana başlığında Hasan Çelebizade Halil Ağa'nın "Gedüslü" olduğu ifade edilmektedir. Hasan Çelebizade Halil Ağa'ya donanmanın seren ve sütunlarının tamiri için kereste temin ettiğinden bu kerestelerin bedelinin ödenmesi ile ilgili bir yazışma olduğu görülmektedir. 03 Aralık 1806 tarihli bu belgede "Donanma'nın seren ve sütunlarının tamiri için Hasan Çelebizade Halil Ağa marifetiyle Gediz canibinde kesilen kerestelerin bahasının verilmesi." denilmiştir.




Bu belgenin başlığında da "Gediz"den bahsedilmektedir. Bu başlıkta Gediz yazdığı için belgenin içeriğine bakmadan Gediz olarak kabul mü etmeliyiz. Ama burada Gediz olarak belirtilen yerleşim yeri aslında Gideros'tur. 1811 yılına geldiğimizde mütesellim Hasan Çelebizade Halil Ağa'nın mütesellimlik görevi üzerinden alındığı da görülmektedir. Bununla ilgili 25 Ocak 1811 tarihli belgede; "Kastamonu Mütesellimi Hasan Çelebi oğlu Halil Ağa'nın tebdiliyle, yerine Salih Ağa'nın mütesellim nasbı hakkında Kastamonu ahalisinden bir kısmının ve merkum Çelebioğlu'nun ibkası hakkında diğer bir kısmının vukubulan istirhamlarından bahis. a.g.y.tt" denilmiştir.

1824 yılında Cide âyânı Hasan Çelebizade Halil Ağa'nın hapiste olan oğulları için taraftarları Kastamonu mahkemesinde toplanarak cebren hapisten aldıkları ile ilgili bir yazışma bulunmaktadır. 22 Temmuz 1824 tarihinde olan bu olayla ilgili bir yazışma olduğunu görmekteyiz. Bu yazışmada "Cide Ayanı Hasan Çelebi oğlu Halil'in oğullarının, zimmet-i miriyelerinin tahsili için Kastamonu'ya celb ve habseylediği halde taraftarlarının Kastamonu mahkemesine birikip, merkumanı cebren mahbesden alarak aleyhine cebren mahzar tertib ve hakimden aldıkları ilâmı İstanbul'a gönderdiklerine dair. Kastamonu Mütesellimi Şerif Mustafa Ağa'dan Sadaret'e."

04 Mart 1840 tarihli bir belgede de "Cide Âyanı Hasan Çelebizade Hasan Bey'in Gideros İskelesi'nde yaptırmakta olduğu gemi hakkında Askeri Dar-ı Şura Reisi Hüseyin Paşa'ya gelen mektubun gönderildiği. a.g.y.tt" 12 Haziran 1839 tarihli bir yazışmada da Çelebizade Halil Ağa'nın vefat ettiğini öğreniyoruz. Bununla ilgili olarak yapılan bir yazışmada "Gideros Kazası Müdürü ve Seren ve Sütun Nazırı Çelebizade Halil vefat eylediğinden bakayasının halefi ve oğlu Hasan'dan tahsili. g.tt"

 

                                                                                                          Devam edecek?

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.