22 Şubat 2018 Perşembe
Anasayfa > Yazarlar > Recep Şahan > FAHRETTİN PAŞA HIRSIZ MI?
Recep Şahan

FAHRETTİN PAŞA HIRSIZ MI?

05.01.2018 09:35 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Recep Şahan


 

Kendi tarihini İngilizlerden öğrenirsen Fahrettin Paşa’ya “hırsız”,  Abdülhamid Hân’a da “Kızıl Sultan” dersin.  Geçenlerde, Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Muhammed bin Zayed denen densiz,  Medine Müdafii Fahrettin Paşamıza “Hırsız” deme küstahlığında bulundu. Bir yönüyle de hayra vesile oldu. Zira bu sayede Fahrettin Paşa gündeme oturdu ve yeni nesil onu tanımaya başladı. Bir hayrı daha oldu bu zatın. O da BAE ve sözde idarecilerinin gerçekte kim oldukları ortaya döküldü. 1971’e kadar İngiliz sömürgesi olan ülke bu tarihten sonra güya bağımsız olmuş. Ama bugün bölgede ve BAE’de asıl aktör İngilizler.  O ülkeyi yöneten ailenin geçmişte Osmanlıya nasıl hainlik ettiği, hatta ailenin ateist olduğu bilgileri dolaşmaya başladı.

 Bütün bunların ortaya çıkmasıyla; BAE’nin 15 Temmuz’un finansörlerinden olmalarını, Filistin davasında Filistinlileri sırtından hançerlemelerini, işgalci Siyonist İsrail ile sarmaş dolaş olmalarını, her defasında Türkiye’ye salyalarını akıtmalarını daha iyi anlıyoruz. Mossad muhbiri bir hainin Fahrettin Paşaya hırsız demesi bütün bunlar ortaya dökülünce daha iyi anlaşılıyor.

Diğer taraftan densizin birisi Fahrettin Paşa’ya “hırsız” dedi diye küplere binmekte haklıyız.  Lâkin bizde de benzer durum yok mu? Mesela bu ülkede yıllarca Abdülhamid Hân’a “Kızıl Sultan” denmedi mi? Hala da demiyorlar mı? Kendi tarihinizi İngiliz yazarsa hainler kahraman, kahramanlar hain olur. BAE dışişleri bakanının durumu da bu…  Fahrettin Paşa Medine’deki kutsal emanetleri İstanbul’a göndermeseydi bu emanetleri İngilizlerce yağmalanacaktı. Ortada bir nevi kuyruk acısı var.

Hac ve Umre İçin kutsal topraklara her gittiğimde Medine-i Münevvere’de umumiyetle Mescid-i Nebevî’nin kıble tarafında, tam Yeşil Kubbe’nin karşısında kafileyi toplar sohbet ederim. Bu sohbetlerimizde mutlaka Fahrettin Paşa’yı da anlatırım. Ancak her ne hikmetse her defasında Suûdlu görevlilerce engelleniriz. Mart 2017’deki son Umremizde de aynısını yaşadık. BAE dışişleri bakanının Fahrettin Paşa’ya “hırsız” ithamı üzerine o günler aklıma geldi. “Acaba Suûdlular da bu adam gibi mi düşünüyor yoksa?” dedim kendi kendime. Osmanlı sonrası bölgenin haritasının İngilizlerce çizildiği göz önünde bulundurulursa bu soru cevabını bulur.

İşin bir başka hazin yönü de şu. Fahrettin Paşa’yı ülkemizde ilk defa duyan milyonlar var. İlkokuldan lise sona kadar tüm kitapları tarayın Fahrettin Paşa’dan söz ediliyor mu ya da ne kadar söz ediliyor? En azından bizim zamanımızda bu yoktu. Zira çoğumuz Onu daha dün duyduk belki de.

Gelelim Medine müdafaasına. Mekke-Medine’nin de içinde olduğu Hicaz Bölgesi 1517’de Osmanlı idaresine girdi ve 1918 Mondros mütarekesiyle de elimizden çıktı. İşte en son Medine-i Münevvere destansı bir direniş sonunda elimizden çıktı. Tam bu noktada Fahrettin Paşa karşımıza çıkıyor.

Osmanlı 1. Dünya Savaşında dokuz cephede birden düşmanla boğuştuğu bir sırada Hicaz bölgesinde de İngilizlerin desteği ile Şerif Hüseyin ve bazı Arap aşiretler Osmanlıyla isyan başlattılar. 4.Ordu komutanı Cemal Paşa isyana karşı Fahrettin Paşa’yı Medine’ye gönderdi (28 Mayıs 1916). İsyanlarda hainler Medine’yi de kuşattılar. Fahrettin Paşa olacakları tahmin etmiş olacak ki Medine’deki 30 kadar Kutsal Emaneti 2 bin askerin korumasıyla, çok zor şartlar altında, demiryolları tahrip edilmeden az evvel Medine’den çıkararak trenle İstanbul’a gönderdi.

Medine-i Münevvere aç ve susuz idi. Hainler Cennet Mekan Abdülhamit Han’ın yaptırdığı Hicaz demir yolunu tahrip ederek Medine’ye erzak ulaşmasını da engellediler. Askerler ve halk hem bulaşıcı hastalıklar hem de açlık ve susuzlukla mücadele ettiler. Fahrettin Paşa her ne pahasına olursa olsun Hz. Peygamberin kabrini koruma azmindeydi. Hatta Mondros Mütarekesi(30 Ekim 1918) imzalanınca mütareke gereği Fahrettin Paşa silahı bırakıp teslim olması gerekiyordu. İstanbul’dan bu yönde emir gelmesine rağmen dinlemedi ve hayatı pahasına Efendimizin kabrini korumaya devam etti.

Medine kalesi de isyancıların eline geçince çember iyice daralmıştı. Açlık hat safhadaydı. Hurma çekirdeklerini bile öğüterek ekmek yaptılar Tam bu sırada Medine çekirgeler tarafından istila edildi. Bu bir nevi ilahi yardım idi. Fahrettin Paşa askerlerine Hz. Peygamber zamanından da örnekler vererek ÇEKİRGE yemenin caiz olduğunu söyleyerek çekirge bildirisi yayınladı. Bu açıklamalar üzerine askerlerimiz bir süre çekirge ile beslendiler. Ancak bu kahramanca direniş 2 sene 7 ay kadar sürebildi. Sonunda kılıcını Allah Rasûlü’nün kabri başına bırakıp hıçkırıklara boğularak çaresizce teslim oldu. Bu sırada takvimler 7 Ocak 1919’u gösteriyordu.

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.