Ecen Sigorta
18 Ağustos 2018 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > Çetin ASMA > Destur geleneği...
Çetin ASMA

Destur geleneği...

13.11.2017 09:07 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Çetin ASMA


Bartın'ın kaybolan geleneksel adetlerimizinden biri de "destur" merasimidir.

Günümüzde tamamen unutulmuş olup, ancak hatıralarda ve bu sayfada yayınladığımız bu iki karede olduğu gibi fotoğraflarda bunları görebiliyoruz.

Destur, sözlük anlamı itibarıyla "izin, müsaade" anlamını taşımaktadır. Anadolu kültüründe bu adete "peştamal kuşanma" ya da "şet kuşanma" isimleri de verilmekte ve Ahilik Haftası kapsamında temsili olarak sergilenmektedir.

Bartın'da ise destur geleneği çok eski yıllara dayanmaktadır. Bir erkek çocuk, ilkokulu bitirdikten sonra şayet okumayı değil de çalışmayı tercih ederse, ki bu da ailenin "Okuyup da ne olacak oğlum. Bir altın bileziğin, mesleğin olsun aç kalmazsın" şeklindeki baskı ile, çocuklar bir ustanın yanına meslek sahibi olması için çırak olarak verilirdi. Erkek çocuk marangozluk, demircilik, terzilik, kunduracılık, yemenicilik gibi eskilerin gözde mesleklerinden birini öğrenmesi için bir ustanın yanına verilirdi. 4 ila 6 yıl kadar ustanın yanında eğitim görüp sanatı öğrendikten sonra ustası tarafından "Artık destur verme zamanı geldi" denilerek hazırlıklara başlanırdı.

Sanatı öğrenerek kalfalığa terfi edecek olan gençler, öğrendiği sanatın ustalarının dükkanlarına giderek "Ustan, yarın ikindi namazından sonra benim destur merasimim olacak. Buyurun" diyerek ustalarını merasimin yapılacağı camiye davet ederdi. Eğer bu kalfa terzi ise ilimizdeki bütün terzi esnafının isimlerini bir kağıda yazar ve hepsini tek tek dolaşırdı. Davet edilen terzi ustaları da bu kağıttaki isminin karşısına destur merasimine katılacağına dair beyanını içeren imzasını atardı.

Merasim, ikindi namazının ardından yapıldığı caminin mahfel kısmında gerçekleştirilir, davetliler burada daire şeklinde dizilirken, dairenin ortasında ise destur alacak olan genç dizlerinin üzerinde ustasının, en yaşlı meslek erbabının ve cami hocasının karşısında otururdu.

Zanaatın en yaşlı ustası çırağa sorar; "Oğlum bu sanatı öğrendin. Dükkan açsan bu zanaatı yapabilir misin?" diye sorar. "Ben bu sanatı öğrendim. Dükkan açsam bu zaatı layıkıyla yapabilirim" deyince yaşlı usta, "Ustana olan hakkını helal ediyor musun?" diye bir başka soru yöneltirdi. Genç zanaatkarın "Ustama olan hakkım helal olsun" yanıtı üzerine ise yaşlı usta, çırağın ustasına dönerek, "Çırağın dükkan açsa devam ettirebilir mi? Hakkını helal ediyor musun?" diye sorar, ustası da olumlu cevp verirdi. Bu güzel ve anlamlı ritüelin ardından da cami hocası dua ederek genç zanaatkara başarılar dilerdi. Okunan duanın ardından da tepsi ile getirilen baklava törene katılanlara ikram edilir, bu arada çırak büyüklerin ellerinden öperken akranları ve küçükleri ile tokalaşırdı. Aynı günün akşamında da çırağın ailesi tarafından ustanın evine, içinde gömlek, mevresim, kravat, mendil çorap gibi şeylerin bulunduğu bir bohça gönderilirdi.




Bayan terzilerin destur töreni


Gelelim kız çocuklarının destur törenine. Eskiden Bartın'daki kız çocukları da ilkokul sonrasında terzi olmaları için mahallelerde bulunan bayan terzilerin yanına çırak olarak verilirdi. Önce evde temizlik işleri, su doldurma gibi ev işleri yaptırılır, sonrasında ise terziliğin ince ayrıntıları bir bir öğretilmeye başlanırdı. 4-5 yıl içinde makinada dikiş dikmesini, teğel, sufle ve kesim gibi mesleğin incelikleri öğretilirdi. Artık çırağının terzilik mesleğini öğrendiğine kanaat getiren usta terziler, kızlara destur verirlerdi. Bunun da kendine özgü bir ritüeli vardı. Destur alacak olan genç kızın arkadaşları, akrabaları ve ailesi aynen erkek çırakların destur töreni sonrasında olduğu gibi kapsamlı bir bohça hazırlayarak usta terzinin evine giderdi. Evin önünde hazırlıklar yapılırdı. Ortaya konan bir masanın üzerine kesimi yapılacak olan bir kumaş ve makas bulunurdu. Gelen misafirlerin gözü önünde çırak elbise kesimi yapardı. Törenin sonunda ise yaşlı bir bayan hoca tarafından dua okunurdu. Dua sonrası da genç kızlar ud, keman gibi çalgılar eşliğinde eğlenirlerdi.




Bayan ustaya çırak ailesi tarafından hediye olarak verilen bohça açılır, gelen misafirler de içinde neler olduğuna bakarlardı. Bayan ustada çırağına mesleğini icra ederken kullanacağı mezura, makas, iğne iplik gibi şeyler hediye ederlerdi. Bu bayan terziler içerisinde Bartın'da en meşhuru ki, birçok genç kıza terziliği öğreten hiç şüphe yok ki, Kesiklerin Sabriye namı ile anılan Sabriye Burgucu'dur. Hemen hemen Bartın'daki her mahallede terzilik yapan bayanlar bulunurdu. Neredeyse hepsi ebediyete intikal eden ve bugüne kadar çok sayıda usta yetiştiren bayan terzilerimizi saygı ve rahmetle anıyorum.

Anılardan yola çıkarak buradaki iki fotoğraf ile sizlere destur geleneğini anımsatmaya çalıştım. İnşallah başarılı olmuşumdur. Sürçü lisan ettiysek af ola? 

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.