20 Şubat 2018 Salı
Anasayfa > Yazarlar > TAHSİN ÖTGÜÇ > CUMA GÜNÜ VE CUMA NAMAZININ FAZİLETİ
TAHSİN ÖTGÜÇ

CUMA GÜNÜ VE CUMA NAMAZININ FAZİLETİ

13.02.2018 09:24 12 14 16 18 yazdır
Yazar : TAHSİN ÖTGÜÇ


Üzerine güneşin doğduğu günlerin en hayırlısı Cuma günüdür. Aynı zamanda Cuma günü, müminlerin bayramıdır. Müslümanlar Cuma günü, Cuma namazı için Perşembe gününden hazırlık yaparlar. Genel temizlik yaparak temiz elbiselerini giyip erken saatlerde camilerine giderler. Cuma namazını kıldıktan sonra dostlarıyla, akrabalarıyla hasbihal ederler. Birlikte namaz kıldıkları cemaatle tanışma imkânı bulurlar. Cuma günü vesilesiyle köy ve kent camilerinde cemaatin oldukça yoğun olduğu görülür. Cuma namazını kılmak için işini, gücünü bırakarak Allah’ın daveti üzerine camilere koşan müminler, görevlerini ifa ettikten sonra dışarıya çıkarlar. Camiden çıkan her Müslümanın yüzünde bir tebessüm, kendilerinde bir rahatlamanın varlığını görmek mümkündür. Stres, bunalım ve karamsarlığın yerini, huzur ve mutluluk almıştır. Bu durumu sağlayan Müslümanın camide namaz kılar olduğu halde Allah ile beraber olduğu andır. İnsan Yaratanla birlikte olduğunun farkına vardığı zaman geleceğe güvenle bakar. Allah’ın yardımının kendisi için daim olacağının bilinci içinde olan Müslüman, Onun sevgisinden mahrum kalmak istemez. Bunun için Allah’ı kızdıracak ve gücendirecek söylem ve eylemlerden uzak olur.

Peygamberimiz (sav) efendimiz, “Üzerine güneş doğan en hayırlı gün Cuma gündür. Hz Âdem o gün yaratıldı o gün cennete konuldu ve yine o gün cennetten çıkarıldı” buyurmuştur. (Müslim, Cuma, 17)

Hadis-i şerifte, üzerine güneş doğan gün ifadesiyle, bütün günlerden bahsedilmekte ve cumadan daha hayırlı bir günün bulunmadığı anlatılmaktadır. Aslında dünler birbirinin aynı olduğu için aralarında bir fark bulunmamakla beraber, günleri birbirinden farklı kılan şey, o günlerde meydana gelen olaylardır. Cuma gününü değerli yapan da ibadetler içinde en büyük değere sahip olan Cuma namazının o gün kılınmasıdır. Cuma gününe üstün değer kazandıran hususlardan biri de, duaların kabul edildiği bir vaktin bu günde bulunmasıdır. Peygamberimiz (sav) efendimiz, “Cuma gününde bir zaman vardır ki, şayet bir Müslüman namaz kılarken o vakte rastlar da Allah’ tan bir şey isterse, Allah ona dilediğini mutlaka verir” buyurmuştur. (Buhari, Cum’a, 37) Böylesi bir günde camiye gelmeden önce bugünün Cuma olduğunun farkında olunması, fiziken ve ruhen hazır hale gelinmesi büyük önem arz etmektedir.

Yüce Allah kuranında, “Ey müminler Cuma gününde namaz için ezan okunduğunda Allah’ı zikretmek (Cuma namazı kılmak) için camiye koşun, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Cuma namazı kılınınca yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan isteyin. Allah’ı çok zikredin ki, kurtuluşa eresiniz” buyurmuştur. (Cuma, 9-10) Cuma günü öğle vaktinde ezan okunduğu zaman Cuma namazını kılmak üzere Müslümanları camiye davet eden Yüce Allah, namazı kıldıktan sonra, yeryüzüne dağılmalarını ve Allah’ın lütfunu talep etmelerini istemektedir. Allah’ın bu isteği, Müslümanların dünya ve ahiretlerini mamur etmeleri içindir. Allah’ın verdiği maddi ve manevi nimetlere şükretmek, onu her daim zikretmek ve her işte onu vekil kılmak, müminin hayatında huzur ve bereket meydana getirir. Aile yuvalarında birlik ve dirlik, bireyler arasında saygı ve sevgi duygusunu oluşturur. Cuma namazı, akil ve baliğ olan erkek Müslümanlara farzdır. Aynı zamanda Cuma namazının cemaat halinde kılınması da farzdır.

Peygamberimiz (sav) efendimiz, “Bir kimse Cuma günü cünüplükten temizleniyormuş gibi boy abdesti aldıktan sonra erkenden Cuma namazına giderse bir deve kurban etmiş gibi, sevap kazanır. İkinci saatte giderse bir inek, üçüncü saatte giderse boynuzlu bir koç kurban etmiş gibi sevap kazanır. Dördüncü saatte giderse bir tavuk, beşinci saatte giderse bir yumurta sadaka vermiş gibi sevap elde eder. İmam minbere çıkınca melekler hutbeyi dinlemek üzere topluluğun arasına katılır” buyurmuştur. (Buhari, Cum’a, 4)

Cuma namazı, Müslümanları manen beslerken, aynı zamanda küçük günahlardan temizlenmelerine imkan sağlamaktadır. Efendimiz, “Büyük günahlardan kaçınıldığı sürece, beş vakit namaz ile iki Cuma ve iki ramazan, aralarında geçen günahlara kefaret olur” buyurmuştur. (Müslim, Taharet,16)

Bu bakımdan Cuma gününe ve Cuma namazına gereken değeri vermek lazım gelir. Cuma günü ve Cuma namazı Müslümanların bir araya gelmelerine, tanışıp kaynaşmalarına, yeni bilgiler kazanmalarına, dertlerine ortak, sevinçlerini paylaşmalarına vesile olmaktadır. Böylece toplumdaki bireyler arasında saygı, sevgi ve güven duyguları oluşmaktadır. Bu hal, birey ve toplumun arzu ettiği ortamdır.

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.