14 Aralık 2017 Perşembe
Anasayfa > Yazarlar > Keramettin ÇETİN > ÇİÇEĞİ KÖKLERİNDE AÇAN AĞAÇ *
Keramettin ÇETİN

ÇİÇEĞİ KÖKLERİNDE AÇAN AĞAÇ *

05.08.2017 10:26:12 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Keramettin ÇETİN


"Siyah akar Zonguldağın deresi

  Yüz karası değil, kömür karası

              Böyle kazanılır ekmek parası "

                                      Orhan Veli KANIK (1946)

 

Geçtiğimiz hafta sonu, edebiyat öğretmeni arkadaşım Önder KÜÇÜKÖNER'in davetlisi olarak, Zonguldak'taydım.

Önder'le ortak yanımız, sanat ve edebiyatı seviyor olmamız. Tanışma hikâyemiz de bununla ilgili: Yıl, 2007 ya da 2008 olmalıydı. 7 yıl boyunca gerçekleştirdiğimiz, Bartın Köksal Toptan Anadolu Lisesi Edebiyat Günleri vesile olmuştu bu dostluğa. Bartın Yukarı Çarşı'da, bir hafta sonra başlayacak etkinliğimiz için afişleme yapıyordum. Bir vesileyle, Zonguldak'tan Bartın'a gelmiş, oradan geçiyormuş Önder Öğretmen. Kendisi gibi yoldan geçen, ne astığımı soran gençlere karşılık yaptığım açıklamaya kulak misafiri olup heyecanlı konuşmamdan etkilenmiş; sohbete dâhil olmuştu.

Sonrasında, telefonla ve yüz yüze görüşüp birbirimizi yaşadığımız kente davet eder olduk. Ben, onların dernek faaliyetlerini ve örnek bir çalışma olan, Mehmet Çelikel Lisesi Edebiyat Öğretmeni Şenay Özçelik Koca ile Zonguldak İl Halk Kütüphanesi'nde gerçekleştirdikleri "Okurlar Söyleşiyor" etkinliklerini ilgiyle takip eder oldum. Fırsat buldukça da, katıldım söyleşilere. Onlar da bizim "Edebiyat Günleri" ve "Ulusal Şiir Günleri" etkinliklerimizi takip ettiler. Bir defasında, Bartın Kültür Merkezi'ndeki etkinliğimizi kalabalık bir grupla onurlandırdıklarında, nasıl da mutlu olmuştum.

Zonguldak benim için, müstesna bir şehirdir. İmgelemimde, "Cumhuriyet" ve "emek" kentidir. Zonguldaklı "kalem"ler gelir usuma: Rüştü Onur, Muzaffer Tayyip Uslu, Kemal Uluser; İrfan Yalçın, Fatma Kılıç, Osman Günay ve niceleri! Bu şehrin sadece kömürü değil, "kalemler"i de bereketli yani!

Bartın'dan Zonguldak'a her gidişimde, elimde ya da aklımda, Değerli Romancı İrfan Yalçın'ın, İrfan Ağabey'in "İçimdeki Zonguldak" kitabı olur mutlaka! Yol boyu kitaptan kesitler okuyarak, Zonguldak'ı düşünür; sıcak duygularla varırım kente. Bu sefer de öyle yaptım. Hatta "kitabı unutmayayım" derken, arkadaşıma aldığım hediyeyi unutmuşum!

Zonguldak madencinin alnındaki kömür karası gibi isli, acılı; ama Cumhuriyet gibi aydınlık bir kenttir!

"İçimdeki Zonguldak" kitabının kapağındaki şiirle muhteşem ifadelendirmiştir bu gerçeği İrfan Yalçın:

 "Yüz akı Türkiye'min, çiçeği köklerinde açan ağaç,

Ölümlerden gelip ölümlere giden şehir,

En derini emeğin, ekmeğin en namuslusu,

Yağmurdan yorgun sokaklarında bir akşamüstü.

Seni çoğaltıyorum içimde, sana saklanıyorum."

 

Bu ziyaretimde, "Önder Öğretmen" in dostluğu, konukseverliği ve yaptığımız edebiyat sohbetleriyle, unutulmaz bir iki gün geçirdim. Ben Zonguldak'ı hep acıdan, Bartın girişindeki çarpık, bozuk yapılaşmadan, çarşı içindeki plansızlık, darlık, karmaşa ve kara deresinden ibaret sanırdım. Zonguldak'ın çiçeklerinin sadece köklerinde açmadığını; nefes alınacak, çok nezih yerlerinin de olduğunu gösterdi arkadaşım.

Kozlu tarafı, sahil, yukarıda üniversitenin olduğu Site bölgesi, oradaki denize nazır çay bahçeleri ve kafeler çok ferahtı. Kuzgun adlı kitap kafeyi çok merak etmiştim. Bir akşam gittik. Ama Ramazan dolayısıyla mı bilmiyorum, kapalıydı. Karanlıkta bile görüntüsü beni heyecanlandırmaya yetmişti ama. Zonguldak liman bölgesi, mendireğin arkasında oltayla balık tutan balıkçılar, limanda, denizin ortasında kemerli bir yapının üzerindeki büyük puntolu TTK yazısı, Zonguldak Havzası Maden Şehitleri Anıtı, çarşıdaki Madenci Anıtı ve üzerindeki Orhan Veli'nin Zonguldak'ı anlatan dizeleri, İsmet İnönü Parkı'ndaki anıt ve İsmet Paşa'nın meşhur ?namusla ilgili- sözü, parkın kenarında sevimli küçük bir kulübeden ibaret olan sokak kütüphanesi, kadrajıma yansıyanlardan. Kozlu sahilindeki park ve yürüyüş yolu, Kilimli Halkevi ve bahçesi, Ulu Cami'nin girişindeki kapı vitrayları ve duvar yazıları, Zonguldak Belediyesi Kültür Merkezi'ndeki sanat atölyeleri ve çalışmalar, unutamadıklarım arasında.

Önder'lerin kartal yuvasını andıran yükseklikteki evlerinden Kilimli Limanı'nın ve şehrin görüntüsü, muhteşemdi! Gür bir bitki örtüsüyle bürünmüş dağlık tepe, önümüzde derin, geniş bir boşlukta Kilimli... Liman ve deniz... Alttan geçen, gece bile parlayan bir dere, eve ve sahile paralel uzanan tren yolu da, manzarayı tamamlayan şahane bir tablo gibiydi! Ve, bana her zaman hüzünlü, her zaman nostaljik ve heyecanlı gelen tren düdükleri...

Ertesi gün de Zonguldak'ı gezmeyi sürdürdük. Emirgan Otel'den görülen şehir ve deniz manzarası fotoğraf çekmek için harika kadrajlar sunuyordu bize. Sonra karşısı; Fransız mahallesi olarak da bilinen Fener bölgesi yeşillikler içinde bir gizli bahçe sanki.  Yeşilliklerle el ele veren turkuaz denizin, ufuk çizgisiyle açık maviye dönen havanın o gün bize verdiği ferahlığı hiç unutmuyorum. Deniz fenerinin olduğu yerdeki kafe, deniz kulübü, o bölgedeki lojmanlar, tek katlı evler; yüksek çınarların gölgelediği yol; incir, defne ağaçları ve rengârenk çiçeklerin olduğu kayalıklarda masmavi bir denizde gürültüden uzak balık tutan oltacılar, denizde demirlemiş mavnalar insana müthiş bir dinginlik ve huzur veriyordu. Fener'de Tofaş otomobilinin arka yan camlarına Türkan Şoray'ın posterlerini asmış iki gencin ben fotoğraflarını çekerken ki mutlu yüz ifadeleri görülmeye değerdi. Önder arkadaşımla güzel pırıl pırıl bir bahar pazarında, hoş mekanların eşliğinde yaptığımız kitap ve edebiyat sohbeti bana unutulmaz bir Zonguldak armağan etmişti.

Başkanlığını Önder'in yaptığı, adı gibi güzel "PAYDAŞ Kültür; Sanat ve Eğitim Derneği"ni de ziyaret ettik. Çarşı'da, Mithatpaşa Mah. Tevfik Fikret Sokak'ta, eğimli, merdivenli, bakımsız, tarihi evlerin olduğu dar bir sokakta küçük bir mekanda dernek. İki oda bir aralıktan ibaret. Adres bilgilerindeki isimlerle sevdim ilkin bu derneği. Eski; ama, kimlikli bir binada; emekle temiz ve şirin hale getirilmiş dernek. Yalın bir dekorasyonu; ama, insana huzur veren bir yanı var. Temiz galoşları ayağınıza geçirerek giriyorsunuz içeri. Tiyatro kaskı, sinema şeridi, ressam paleti, boya ve kalemden oluşan resimler ve simgelerle, küçük dokunuşlar yapmışlar. Sanki "Önder Öğretmen"in karakteri yansımış. Şehrin gürültüsünden uzaklaşıp sanat dinginliğini içinize çekiyor; ferahlayarak ayrılıyorsunuz Paydaş'tan.

Bu geziden anladım ki, Zonguldak'a daha sık gitmeli, arkadaşlık ve dostluk bağlarını güçlendirmeli; kültür ve sanatın kılcal damarlarını zaman ve mekân bağlamında genişletmeliyim. Şehir ve şiir kardeşliği adına...

 

* İrfan Yalçın

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.